FİLİZ ONAT "SESSİZ ÇIĞLIKLAR" RESİM VE HEYKEL SERGİSİ


FİLİZ ONAT
"Sessiz Çığlıklar"
Resim ve Heykel Sergisi
9 - 31 Mart 2020

 
Filiz Onat Resim ve Heykel Sergisi 9 Mart 2020 Pazartesi günü Galeri M Giriş Kat Köprü Üst Salonda açılacak.
 
Bir Kadın, Bir Anne, Bir Heykeltıraş, Bir Ressam, Bir Mimar, Bir Çocuk, Bin Dost...
Ve Bir Sanat Arsızı...
 
Yaşam, Filiz Onat için; hiçbir zaman bir sonraki adımı tahmin edilir kılmamış. Olduğu ve muhtemelen olacağı, içselleştirdiği birçok karakter; çok ufak dokunuşların, bir damlanın bir gölde yarattığı sakin dalgalar genişliğinde yüreğinde yer bulmuş, bulduğu yeri sevmiş ve yerleşmiş. Hatta bu uğurda kırılmışlıklarına bile sarılmış. Hayat her zaman güzel bir pencereden bakmayı hak etmese de, Filiz Onat bu pencereyi hiç kapatmıyor.
 
Altılar Grubu ressamlarının, sanat ve aile ortak yaşamının, işini seven ressam bir anne Suna Özkalan’ın, her zaman ilk aşk olarak hatırlanan güzel bir babanın, Ruhi beyin çocuğu Filiz. ‘Ankara çocuğuyum, Ankaralı bir genç kızım ve Ankara sevdalısı bir kadınım’ diyen Filiz, dünyayı görmeyi, gördüklerini Ankara’da düşünmeyi seviyor. Bahçelievler bütün hatıralarının kavşağı. İlk aşkları hep aynı mahalleden.İlk resim kursuna annesi ile gidiyor. İlk sergisine 17 yaşında katılıyor ve Karaburçak tarafından en güzel resim seçiliyor.
 
Evlerinin arka penceresindeki kayısı ağacı sevgililerinden biri mesela. Geç saatlere kadar oynadığı çocukların olan sokaklar. Bahçelievler’in kokusu bile farklı onun için. Bir de kendisine kendisinden daha tutkulu olan dostları var asla vazgeçemediği.
 
Tabii ki ‘her şey bir yana ‘Onat’ bir yana’ dediği torunu. ‘Onunla dört yaşındayım ben, onunla beş yaşındayım. O kaç yaşındaysa ben o yaştayım.’ Kızı da Filiz gibi hayatının merkezine çocuğunu almış. Tutku genetik olmalı.Heyecanla sarıldığı bütün serüvenlere rağmen bütün planlar kızı Elif’in kutbu etrafında yapılmış. İlişkilerinin güçlü olmasının temelinde bu tutku, birbirlerine duydukları ihtiyaç ve ihtiyaçlarının birbirleri olması yatıyor. Kızı ile ilişkisinde olmamasını şart koştuğu; eleştiri, kibir, bencillik, kuralcılık ile manipüle edilmiş olma hissi yaşanmamış. ‘Annemi seçme hakkım olsaydı gene seçerdim’ diyen Elif doğduğunda altı yıl çalışmamış Filiz Onat.
Çok genç yaşta seven bir eşi kaybetmek...‘Her şeye rağmen ayaktayım, çünkü ben Filizim’ bakışını da unutmuyorum. Hayatı mühendis edası ile yönetiyor; Sorun tespit edilir, planlanır ve çözülür. Sorunu bilemezsen çözemezsin. Mimarlık da Filiz Onat için problem çözme sanatı. Gözlemci, araştırmacı, hümanist. Adalet ise her işinde kendisine sorduğu soru. ‘İyi ki’lerin, ‘keşke’lerden fazla olması hayata baktığı kuzey yönü, ‘benim pusulam yılmamak’ der gibi duruşu.En büyük isteği hesaplaşarak veda etmek. ‘Vedalaşabilirsem ölüm acı değil’ diyebilecek kadar cesur.
 
Ve Filiz Onat, kin tutamayan, sabırlı özel kadın. Aurası ile sizi nasıl sardığını fark etmeniz mümkün değil. Ve en güzeli bunu ne siz ne de o fark etmiyor.
 
SANATÇI FİLİZ ONAT
Sanat ile iç içe yetişmenin bütün hafıza bilgilerini disketlerde sıralamış ve depolamış olduğunu eserlerinde görmek mümkün. Resim ile küçük yaşlardaki buluşmaların yapısal özellikleri figürlerde kendisini gösteriyor. Renk skalası zengin resimlerinde soyut çalışmalara geçmesi doyduğunu düşündüğü anda başlamış. Desen bilgisi figürlerinin sağlam soyutlamalarında hissediliyor. Soyut heykellerindeki renk araştırmaları da aceleci ve detayları sevmeyen yapısına rağmen bu izleri taşıyor.
 
Gönülsüz ressam, işini seven mimar ve tutkulu bir heykeltıraş Filiz Onat. Heykel hayatına girdikten sonra çok sevilen eski dost olarak resim her zaman gönlünde. Mimarlık eğitimi almasına rağmenmekan konusu sınırlamıyor mekansızyapıtlarını. Seramik malzeme ile 1985 yılında başladığı heykel çalışmalarında kullandığı malzemeden vaz geçemiyor. Toprağın arındırıcı gücünün ruhuna iyi geldiği eserlerinde gösteriyor kendisini. Çünkü tinsel bir dünyanın yansıması soyut çalışmalarında yankılanıyor.
 
Soyut sanat kavramı ile belirsizlik kavramı arasındaki sıkı ilişki kesin olan yargılardan kurtulma biçimidir. Filiz Onat’ta değişken dış dünya korkusunu ve iç huzursuzluğunu ancak kendi içindeki gerçeği arama yoluna başvurarak yenmiştir. Heykel çalışmalarının soyut anlatımlara dönüşmesi bombalı bir eylem sonrası oluyor. Parçalanmış cesetler, yok olmuş insanlar, yıkılmış yuvalar, ebeveynsizler, evlatsızlar… Bu karmaşa da gerçeklik farklı yansıyor sanatçıya. Görülen ve hissedilen, beden ve ruh, acı ve duyarsızlık, madde ve tin ikilemler dünyasında bir anlam kazanmaya çalışırcasına mücadele ediyor. Hissedilen çok farklı ve bu gerçeğin görülmesi ancak daha derinlere işleyecek gerçek olmayan gerçek görüntülerle mümkündür. Bu çaresizlikte insanlar bedenlerine hükmedemez, hükümsüz bedenler savrulur. Karmaşanın ortasında kenetlenme ihtiyacı ayakta kalabilmek içindir. Figürlerde başlar kullanılarak bilinç durumunun devam etmesi isteği anlatılır. Ancak artık her şey farklıdır. Beden nesne dünyasından ötelenmiş, bağlar gerçek düşüncelerden soyutlanmıştır. Figürlerin çaresizliği hareketlerin kıvrımlarında gizlidir. Uzar, kısalır, eğilir, dikilir, yatar, bükülür… Bir bedenin çekebileceği bütün acıları çeker, iç huzursuzluğunu yenmek için her yolu dener. Bu şekilde görünüşler dünyasının karmaşıklığından belirsizliğinden kurtulmaya çalışır. Ne olduğunu anlamak ve anlatabilmek güven ortamı sağlamak içindir. Çünkü tesadüfler güven ortamını sarsmaktadır. Tesadüfen orada olan insanlar ve tesadüfen orada olabilecek bizler.
 
Filiz Onat’ı soyut figürlere iten sebep; belirsizlikler ile kendisini ve çevresini sorgulama ihtiyacıdır. Kayıtsız kalamayan sanatçının insanların kayıtsız kalma durumuna tepkisidir bir anlamda. Soyut gerçeklik hissedilmektedir. Sanatın toplumsal değişim içindeki yeri konusunda üretilen fikirlerden biridir.
Filiz Onat’ın heykelleri erotiktir ayrıca. Yani aşkla ilgilidir, aşkı anlatır, şehvet doludur. İnsanların tutunma ihtiyacının aşk ihtiyacı, tutku ihtiyacı, sevgi ihtiyacı olması gerekmektedir. Çünkü Filiz Onat eserlerini aşkla yapan bir sanatçıdır.
 
Aşk var daha ne olsun..
Şule Ağayar / 1 Kasım 2018 Antalya Ekpres Köşe Yazısı

1953 yılında Suna Özkalan’ın kızı olarak Ankara’da doğan Filiz Onat, 1975 yılında Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi Mimarlık bölümünden mezun oldu. 1968 yılından beri resim, 1985 yılından itibaren de heykel çalışmaları yapan Onat, 1966-1968 yılları arasında Türk Amerikan Derneği’nde Lütfü Günay’dan resim dersleri almıştır. 1968 yılında derneğin açtığı ortak sergide ilk defa eseri sergilenen sanatçı, 1978 yılında ilk kişisel sergisini Fransız Kültür Derneği’nde açtı. 1979 yılında Ankara Sanat Dergisi’nin yarışmasında resim dalında mansiyon kazanan Onat, bir kısmı annesi Özkalan ile olmak üzere ortak ve kişisel 40’tan fazla sergi açtı. Sanatçı, resim ve heykel çalışmalarını Ankara’daki atölyesinde sürdürüyor.